Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Depremlere Karşı Önlem Almalıyız
Depremlere Karşı Önlem Almalıyız
14.03.2010 Saat: 21:35
İnşaat Mühendisleri Odası Erzincan İl Temsilcisi Bircan Ekinci, 13 Mart 1992 Erzincan Depreminin yıl dönümünde önemli hatırlatmalarda bulunarak, depremin tabiat olayı olduğunu vurgulayarak korkmak yerine tedbir alınması gerektiğini belirtti.

13 mart Erzincan depremi’nin yıl dönümünde gazetemize açıklamada bulunan İnşaat Mühendisleri Odası Erzincan İl Temsilcisi Bircan Ekinci, Erzincan’da 1992 yılında meydana gelen, 654 kişinin hayatını kaybettiği, yüzlerce insanın yaralandığı ve birçok binanın yerle bir olduğu müessif depremin yıl dönümünde depreme karşı alınması gereken önlemler hakkında önemli bilgiler verdi.

İnşaat Mühendisleri Odası Erzincan İl Temsilcisi Bircan Ekinci açıklamasında; “Deprem kuşağı üzerindeki her yerde deprem her an hayatın bir parçası olmalıdır, unutulmamalıdır. Deprem öncesi, deprem anında ve deprem sonrası yapılması gereken her zaman akıllarda olmalıdır. Depremden korkulmamalıdır. Deprem, tıpkı yağmur, kar, tipi, sel, fırtına gibi bir tabiat olayıdır. Tabiat şartları oluştuğunda yağmur ve kar yağmasının, fırtına çıkmasını önleyemiyorsak, depremin olmasını önlemek de mümkün değildir. Yalnız yağmurdan, kardan korunduğumuz gibi, depremin etkilerinden de korunmak mümkündür. Bunun birinci şartı da hayatımızı idame ettirdiğimiz, yaşadığımız, çalıştığımız, bütün mekanların deprem etkilerine karşı geliştirilen esaslara uyularak yapılacak inşaatlar. 

Yaptığımız inşaatların mutlaka bir maliyeti vardır. Deprem için alınacak tedbirleri uygulamak fazla bir ek maliyet getirmeyecektir. Burada esas olan proje yapımı ve kontrollük gibi mühendislik hizmetlerinde titiz davranmak, önerilen standartlara uygun malzeme kullanmak ve dikkatli işçilik tatbik etmektir. Bunlarda zaten yapılması gereken olmazsa olmaz unsurlardır. 

Son günlerde dünyada ve ülkemizde meydana gelen depremlerde, insanların deprem bilinci ile yaşadığı ve depreme hazırlıklı ŞİLİ de ki 8.8 lik depremin etkileri ile, bu bilinçten uzak Haiti’de ki 7.0 lik deprem ve en son Elazığ’daki 6’ lık depremin etkileri göz önündedir. İnsanların yaşadığı binaların inşaatlarında kullandıkları malzemelerin ve inşaat tekniğinin bazı kesimlerin dile getirdiği gibi fakirlik ve zenginlikle çok ilgisi yoktur. Her türlü malzemeden istifade edilebilir. Farklılık insanların bilinçlendirilmesinden kaynaklanmaktadır. 

Yerel malzemeler her zaman tercih edilebilir neticede milli bir kaynaktır. Kerpiç, doğal taş, ahşap ve harman tuğlası bunlardan birkaçıdır. Ama bu malzemeleri kullanıyorken de mutlaka bir mühendislik hizmeti alınmalıdır. Hangi malzemeyi nerede, nasıl ve ne için kullanılacağının bilinci içinde olunmalıdır. 

Ülkemiz deprem mühendisliği konusunda dünyada söz sahibidir. Gerek yer bilimcilerimiz ve gerekse uygulamada söz sahibi olan zemin mekanikçisi dahil bütün İnşaat Mühendislerimiz dünya çapındaki bilimsel araştırmalarda ve uygulamalarda yer almaktadır. 

Bu konuda önemli bir eksiğimiz yoktur. Ulus olarak tek eksik yönümüz hadiseleri çok çabuk unutup, alınması gereken tedbirleri gevşetmemiz ve bırakmamızdır. Ülkemizin tamamına yakın bölümü deprem kuşağında olduğundan bu zafiyetten kurtulmamız gerekir. Teknik ve hukuki konulardaki araştırmalarda dünya ile paralel yürütülmekte eksik ve eski mevzuatlar yenilenmektedir. En son 2007 yılında yürürlüğe giren ‘Afet Bölgelerinde yapılacak yapılar hakkındaki yönetmelik’’ statik hesaplar başta olmak üzere projelendirme ve uygulamalarda önemli teknolojik gelişmeler içermektedir. 

Ayrıca Ocak 2010 ‘da değişen İmar Kanununun ilgili maddeleri ile daha önce gündemde olmayan ‘’Sertifikalı inşaat ustaları ve sertifikalı müteahhit ’’kavramını yürürlüğe koymuştur.2012 yılından itibaren belli bir eğitimden, deneyimden geçemeyen gerekli eğitimini alamayan ve sertifikalı olmayan usta ve müteahhitler inşaat işlerinde çalışmayacaktır. 

Bir başka madde ile de deprem veya diğer afetlerde yıkılmamış hasar görmemiş gibi duran ve halen kullanılan ,fakat muhakkak takviye ve onarılması gereken ,ama kat maliklerinin çeşitli nedenlerle bir araya gelip gerçekleştiremedikleri ve bununla ilgili herhangi bir hukuki düzenleme olmayan bu işlerle ile ilgili hükümler getirilmiştir.Bu düzenleme ile ‘’ yapıldığı tarih itibari ile yürürlükteki usullere uygun olarak yapılmış fakat zaman içinde afetler veya başka nedenlerle günün şartlarına uymayan ve içerisinde yaşanılması risk taşıyan binalar ’’hakkında müeyyideler getirmiştir. 

5393 sayılı yeni Belediyeler Kanunu ve TOKİ mevzuatında şehrin eskiyen görüntü ve kullanılan malzeme itibari ile insan ve kent yaşamını olumsuz etkileyen bölgelerini ıslah etmek amacı ile Kentsel Dönüşüm adı altında yasal düzenlemeler yapılmış ve birçok kentte uygulamalar başlatılmıştır. Yeniden oluşturulan bu yerleşim birimlerinde Depremsellik en önemli parametre olarak ele alınmıştır. 

Erzincan insanı 1992 depremi ve daha sonrası 1999 Körfez depremi sonrası, depremle yaşamanın bilincine vakıf olmuş ve yeni yapılan inşaatlarda bunun örneğini göstermiş ve göstermektedir. 

İnşaat Mühendisleri Odası olarak insanlarımızın bu hassasiyetlerinin devamını diliyor, bu vesile ile gerek Erzincan’da gerekse yurdumuzun her yerinde ve en son Elazığ da meydana gelen deprem ve afetlerde ölenler için başsağlığı ve bütün ülkemize de geçmiş olsun temennilerimizi iletiyoruz” diye konuştu.

Kemal Arduç

top read